14 Aralık 2017 Perşembe

İranlı Fotoğraf Sanatçıları Sergisi


Zaman koşup dururken, peşinde nefes nefese kaldığımı düşünüyorum bazen.

Kasım ayının son günlerinde, serginin de son gününü yakaladık.








Bana hem yakın, hem de çok uzak gelen bu komşu ülkeyi kendi fotoğraf sanatçılarının gözünden görmek güzeldi.

**********

Yeni yıl etkinliğimizde paketleriniz geliyor yavaş yavaş.
Biraz daha toparlansınlar diye bekliyor, sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
Katılanlar 30 kişi kadar olunca ben de de kaygı falan kalmadı.
Öyle bereketli, öyle sevgi dolu bir iş ki.... Yine genç, yaşlı, çocuk ellere dokunuyor, yine sıcaklıınızı yüreğimde hissediyorum.





7 Aralık 2017 Perşembe

Dantel Kafe ve Yeni Yıl Etkiliğimizden Haberler



Zamanla girdiğim yarışta bir türlü ipi ben göğüsleyemiyorum arkadaşlar.
 Buraya "Dün de şunu yapmıştım şu da olmuştu" diye başlayan bir yazı yazamadım gitti.
Laf aramızda, az önce taslaklarda yarım kalmış bir "2016 bilançosu" gördüm desem!
Evet..  Pes yani !   Pes bana !

Neyse ki şimdi anlatacaklarım 15 gün öncesine ait.

24 Kasım da arkadaşımın Öğretmenler Günü'nü kutlamak için yine Ulus'u seçtim. Dantel Kafe ye ilk kez geçtiğimiz yaz sonu Ankara ya henüz döndüğümde gitmiş,  Burada da paylaşmıştım.

O kibrit kutusu yer, o gün bu gündür sahibi Şükran Hanımın güler yüzlü misafirperverliği ve içeriyi dolduran sayısız eski eşya ile en çok sevdiğim mekanlardan biri.


Dışarıda Ankara soğuğu içeride sıcacık kuzine sobası. 

(Bu kuzine soba işin özü aslında. Yazarken aklıma geldi. Kuzineli ikinci kafe burası.
 Diğeri "Kafe Borges"di. O da geçen yıl neredeyse tüm arkadaşlarımı çekiştire çekiştire götürdüğüm yerlerden. Eskiden bir yakınlığım da yok kendisi ile. Kuzine ile yani.  Bizimki dışı emay kaplı kendi kazulet gibi bir  kömür sobasıydı ama başka evlerde fırınında börekler pişen kuzineyi görünce pek bir sevinirdim )



Kalk dolaş onu bunu elle.... Burada her şey satılık zaten. 


Hepsi hepsi "L" şeklinde küçücük bir yer. Bu görünen mutfak. 
Buzdolabının tepesindeki o turuncu minik fırın "frizga" imiş. Fırın+Izgaranın kısaltılmış hali :)
Arkadaşım ne zamandır arıyordu, bulduk :) Küçük bir pazarlık sonucu aldık da üstelik. 



Bakır güğüm köşe lambası olmuş, baş köşeye kurulmuş.

En çok gençler geliyorlar ne hikmetse!
 Biz yaştakiler eşyalara dokunup hikayeler anlatınca da dinlemeye bayılıyor pek çoğu : )


**********

Gelelim yılbaşı etkinliğimize.

Serçev'in iki kutlaması ar bu ay içinde Biri kuruluş diğeri yeni yıl kutlamaları.
Biz de hazırlanıyoruz ufaktan ufaktan.
20 kişi kadarız zaten. Evet daha önceki etkinliklere göre sayıca daha azız ama çok samimi, çok şeker bir katılım var. 

* Üç yaşındaki kızı ile ayraçlar boyayıp  " bilmem ki bunlar olur mu?" diye soruyor biri.
Olmaz mı hiç? Olur tabii ki.  Canı-ı yürekten olur!

* Feride Hanim çalışan bir anne. Gece uykularından feragat ederek diktiği "şapşik"lerini
 "pek de beceremiyorum ama. " diyerek gönderdi
.  ( Bu arada Şapşiklere ben bayıldım Size de göstereceğim zaten. Bakın kendine nasıl da haksızlık ediyor :)

* Türkan Hanım'ın Tontiş Kızları şimdiden evi şenlendirdiler. Eli neye değse güzelleştiren biri tarafından hazırlandıkları nasıl da belli.

 * Serpil Ablam yelekler örmüş. Yanına iki tane de amigurumi oyuncak koymuş.. 
"Tülin'im" diye başlayan satırlarla bana yollamış.

Biliyorum, enstrüman tutan ellerle akşamları çocuklarımız için yaka iğneleri ören de var,
 "benim en güzel saatlerim" deyip oyuncaklar diken de..

Kısaca;

 umut var, sevgi var, hesapsız kitapsız paylaşım var, güzel bir şey yaptığımıza dair inancımız var.  Daha ne olsun?