24 Eylül 2017 Pazar

Yine mi Güzeliz, Yine mi Çiçek - Bir Düğün Hikayesi



 2017 nin bereketi mi? desek, vakti zamanı geldi de ondan mi? bilemedim.

Bu sene bir gelin geldi ailemize, gül gibi iki kızımızı da verdik gitti :))
Biri güzel mi güzel bir gelin oldu, diğeri nişanlandı.



Dilara kuzenimin kuzusu. O geçen hafta sevdiceğine kavuştu kavuşmasına da, 
biz de çok eğlendik doğrusu.

Önce kına gecesi yapıldı.

Hayatında gittiği düğün sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen ben, ilk defa böyle şıngır mıngır bir kına gecesine katıldım. 
Kuzenim İstanbul da yaşıyor. Kına ile düğün arası iki gün olunca, bir gün öncesi, bir gün sonrası derken ben kaldım mı altı gün memlekette.
Daha Ankara da minderim ısınmadan düştüm yola. Severim bu çocuğu, ne yapayım.
Bir de annesi tarafından aile büyüğüm ya! Görev aşkı resmen !


Kuzenim Funda ve kızı Dilara ile daha kınaya gitmeden bir fotoğraf  çektirelim dedik.






Anne-baba göçmen olunca kına da, gelenekleri hatırlatan güzellikte oldu.
Bir organizasyon firması, sizin etnik kökeninize göre hazırlıyormuş geceyi. Bilmiyordum.
Konukları karşılayan görevli genç kızlar yörenizin giysileri ile geleneksel halk oyunlarınızı bile oynuyormuş meğer.  Şaşırdım kaldım. 

Gelin oynarken ayakları dibinde testiler kırıldı, genç-yaşlı herkes Eleno Moe, Payduska, Ramo ve diğerlerinde ter döktü. Boylu poslu, çoğu sarı lepiska saçlı güzel kızlar  göçmen halayları oynadı.

Rumelili sanatçılar, eski toprakların türkülerini söylediler. 
İnsanın kendini bir yere, bir topluluğa ait hissetmesi ne güzelmiş! Unutmuşum :(




Kınalar yakıldı, lakin bizim kızın yerine damat  ağladı :))



Düğünden bir gece önce evde dans provası yaptı gençler. Bizim kız fena.
Koreografiye uymuyor diye çocuğu gece ikilere kadar dans ettirdi. Dilara lise de Türkçe öğretmeni. Damadı da  öğrenci sandı besbelli.  Hayır, beni de şahit tutmasalar. " Tülin Hala ben yapıyorum, 
o yapamıyo. Tülin Hala kim uymadı şimdi müziğe.."  Tülin Hala'nın elinde bir video kayıt takip ediyor falan..   Valla bu bile çok eğlenceli idi.

Düğün günü geldi çattı.
Şimdi telefonlarda öyle çok fotoğraf  var ki... O ona yolluyor, biri video çekiyor.. orada daha iyi çıkmışız, burada  rengim soluk derken...aman aman!
Ben elimde ne varsa onları paylaşayım, yoksa içinden çıkılmıyor.





İşte Mutlu Son! 

Hep böyle mutlu olsunlar inşallah.

Amin!




* Başlık Sezen Aksu & Cihan Okan'ın seslendirdiği eski bir şarkıdan. Sözleri Meral Okay'ın.
Ailenin gençleri bize böyle takılıyorlardı saç baş düzeltirken :) Şimdi dinliyor ve o çoşku dolu günleri gülümseyerek hafızama kaydediyorum.







20 Eylül 2017 Çarşamba

Özlemişim Ankara'yı





Neredeyse üç ay uğrayamadığım sokaklarda beni özlemiş galiba.
Ulus, bayram sonrası sakin ve sıcacık karşıladı beni.


Gramafon Kafe yine tıklım tıklımdı. Zaten hava sıcak biz de dışıarısında yedik yemeğimizi.




Ne amandır gitmek istediğim, listemde yazılı adının üzerine bir türlü çizgi çekemediğim,
 " Dantel Kafe " yi not aldığım Kale İçinde arayıp,bulamayıp vazgeçmişken dönüş yolunda 
karşımıza çıkmasına ne demeli?


Bu gezide Güneş arkadaşım bana güzel sohbeti ve adı gibi sıcacık dostluğu ile eşlik etti.
O da çok sevdi buraları benim gibi.


Kafenin bir bölüm sahaf.
Biz kahvelerimizi orada, o eski kitap kokuları arasında içtik.


Ah Pollyanna! Eski bir dost fotoğrafı gibi duruyordu sehpanın üzerinde.
Nerelerde bıraktım ben bu kitabı ?


Pirinç Han'ın bildik dükkanları,
 At Pazarı'nın sağıma soluma bakmaktan yorulmayı unuttuğum yokuşu... 


Tunalı D&R a uğramadan da olmaz ki!


Kuğulu Park da bir simit yemeden, o simidi kuğularla paylaşmadan...



Eski satanların vitrinlerine bakmadan...


Bayram tatilinde Karum'a bakıp anılara dalmadan...

Dedim ya özlemişim Ankara'yı :))